ULUBORLUDA KİRAZ FESTİVALİ

Kiraz Şenlikleri ve Yağlı Pehlivan Güreşleri: İlçede yetişen kirazın tanıtımını daha iyi yapmak için 31 yıldır Altın Kiraz ve Yağlı Pehlivan Güreş Şenlikleri, kiraz toplama mevsimi olan Temmuz ayının ilk haftası 2 gün süre ile yapılmaktadır. Şenlikler çeşitli etkinliklerle yapılmakta, en iyi kirazı yetiştirenlere ödül verilmektedir. Festival, içerisinde geleneksel yağlı pehlivan güreşleri iki gün süre ile yapılmaktadır.

Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıkları içinde aralıksız süren bu gelenek bölge halkının vazgeçilmez bir tutkusudur. Güreşin eski bir gelenek olduğunu kanıtlayan Kitabe ilçede mevcuttur. Kitabede; M.S.153 yılında Avrilyos Efimmos adındaki bir şahsın güreş düzenlediği belirtilmektedir.

Yağlı güreşler, Güreş Federasyonu nezaretinde yapılmaktadır. Üç yıl üst üste başpehlivanlığı kazanan pehlivan Altın Kiraz'ın sahibi olmaktadır. İlçede güreşlerin ve festival şenliklerinin yapıldığı 2000 metrekarelik çim alan, 6 bin kişilik kapalı tribün ile sosyal tesisler bulunmaktadır. Altın Kiraz ve Yağlı Pehlivan Güreşlerine çevre halkı büyük ilgi göstermektedir.

ULUBORLU GELENEKSEL KİRAZ FESTİVALİ YAPILDI   (25 Haziran 2007 )

Uluborlu 31. Geleneksel Kiraz Festivali ve Yağlı Pehlivan Güreşleri cumartesi günü yapıldı. Festivalin birinci günü olan cumartesi günü saat 14.00’da çelenk sunma ve merasim töreniyle başlayan festival, protokol üyelerinin katılımıyla yapılan festival yürüyüşüyle devam etti. Protokol üyeleri mehter takımı eşliğinde yürüyerek festival etkinliklerinin yapıldığı alana çıktı.

Festivale Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Atilla KOÇ,Sayın Vali Şemsettin UZUN,Isparta Milletvekilleri Recep ÖZEL ve M.Emin BİLGİÇ,Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman,çeşitli partilerin milletvekili adayları,çevre ilçe belde ve kasaba belediye başkanları,çeşitli siyasi parti il başkanları,değişik illerden festival için gelen misafirler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Uluborlu Er Meydanı’nda yapılan festival etkinliklerinden önce açılış konuşmaları yapıldı.İlk konuşmayı Uluborlu Belediye Başkanı Mehmet ÜNVERDİ,festivalin 31. yılının yapıldığını belirterek,en eski etkinliklerinden birisi olduğunu dile getirdi.

Uluborlu Kaymakamı Ali UYSAL,Isparta Milletvekilleri Emin BİLGİÇ ve Recep ÖZEL’in konuşmalarının ardından Sayın Vali Şemsettin UZUN Uluborlu halkına seslenerek, “Ürününüz bol,kazancınız bereketli olsun” şeklinde konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından festival etkinlikleri kapsamında en iyi kiraz yetiştiricilerine ödülleri dağıtıldı.İlk olarak yarışmada mansiyon ödülleri dağıtıldı.Mansiyonda Saime TOPGÜNER, Isparta Jandarma Alay Komutanı Jandarma Albay Servet ÇAKIR’dan Fehmi ANIL Isparta Milletvekili Emin BİLGİÇ’ten ve Erdem ARMAĞAN ise Müzeler ve Kütüphaneler Genel Müdürü Orhan DÜZGÜN’den ödülünü aldı.

Mansiyon ödüllerinin verilmesinden sonra en iyi kiraz yetiştiriciliğinde dereceye girenlere ödülleri verildi.Bu kapsamda yarışmanın üçüncüsü Uluborlu halkından Mehmet Murat GÖNEN oldu.GÖNEN’e ödülü Isparta Milletvekili Recep ÖZEL tarafından verildi.

Kiraz yetiştiriciliği yarışmasında ikinci olan Uluborlulu Nazım AKDEMİR ödülünü Sayın Vali Şemsettin UZUN’un elinden aldı.

En iyi kiraz yetiştiriciliği yarışmasında birinciliği ise Haşim AKTAŞ kaptı.Haşim AKTAŞ ödülünü Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Atilla KOÇ’un elinden aldı.

Uluborlu’da her yıl yapılan başka bir etkinlik ise,her yıl ilçede yaşayan 90 yaşın üzerindeki Uluborlululara,madalya verildi.90 yaşın üzerindeki insanlara madalyaları Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Atilla KOÇ tarafından takıldı.

31. Uluborlu Kiraz Festivalinin birinci gününde akşam Hakan DOĞANAY, gösterisiyle herkesi eğlendirmeye çalıştı. Hakan DOĞANAY’dan sonra sahneye ünlü ses sanatçısı Ebru YAŞAR çıktı. Ebru YAŞAR birbirinden güzel parçalarıyla kendisini dinlemeye gelen yüzlerce Uluborluluyu eğlendirdi.

Uluborlu Belediye Başkanı Mehmet ÜNVERDİ, festival gecesinde sahne alan Hakan DOĞANAY ve Ebru YAŞAR’a katılımlarından dolayı teşekkür plaketi verdi.

Festivalin ikinci gününde ise yağlı pehlivan güreşleri yapıldı. Güreşler sıcakta üzerlerine yağ dökerek rakipler ile kıyasıya mücadele etti.

 

 

ULUBORLUDA GÜREŞ

Kültürler vardır milletlerin sinesinden çıkmıştır, ona hastır onun geçmişinden gelmiştir onun ruh halini, neşesini, coşkusunu kısacası özünü yansıtır. Bu kültürler mensup olduğu milletler tarafından en iyi şekilde yaşatılır, uygulanır bunlar o millet için en büyük coşku kaynağıdır. Tarih boyunca yüce Türk Milleti kültüründe, sporunda, eğlence hayatında; dürüstlüğü, mertliği, insana sevgiyi ve centilmenliği hep ön planda tutmuştur. Ata sporumuz güreş de milletimizin hayat felsefesinin, milli hasletlerinin bir yansıması olarak ortaya çıkmış ve asırlardır yapıla gelmiştir.

Bin yıldır Türk olan ve her zerresinde Türkün milletinin özelliklerini yaşatan Uluborlu’da da ata sporumuz güreş yüzyıllardır yapılmaktadır. Beldemizde güreşin tam olarak başlangıç tarihi bilinmemesine rağmen bilinen bir gerçek vardır, oda Müslüman Türklerin burayı fethinden önce yapılmış olduğudur. Güreş müsabakaları Uluborlu’da daha önce buraya gelip yerleşen, Kuman Kıpçak Türkleri tarafından başlatılmıştır. İlmi olarak ispat edildiği üzere, Kuman Kıpçak Türkleri Bizans Ordusunda ücretli asker olarak faaliyette bulundukları dönemde, uç bölge olan Uluborlu’ya yerleştirilmişlerdir. Onlar tarafından başlatılan güreş müsabakaları, Selçuklu Türklerinin Uluborlu’yu fethinden sonra geleneksel olarak sürdürülmüştür. Uluborlu şehrinin tarih boyunca yer değiştirmesi sebebiyle güreş yapılan sahalarda yer değiştirmiştir. Güreş yerleri genellikle yamaç eteklerinde tabii stadyum niteliği taşıyan yerlerde bulunmaktadır.  Günümüzde dahi geçmiş dönemlerde güreş yapılan sahalar Uluborlu’da belirlidir.

Büyük Türk milletinin ata sporu olan güreş memleketimizde her yıl gün dönümü haftasında ( 21 Haziran sonrası hafta ) yani kiraz ve dut meyvelerinin olgunlaştığı hafta başlatılmıştır. 1924 yılından önceki dönemlerde güreş gündönümünün ilk Cuma günü başlar, takip eden üç haftanın Cumalarında devam ederdi. Günümüzde ise hafta tatili olan Pazar günleri yapılmaktadır. Önceki dönemlerde; birinci haftanın Cuma gününde reşit olamamış çocukların güreşleri, ikinci haftanın Cumasında orta boy diye adlandırılan güreş müsabakaları son Cuma günü ise ahir Cuma diye adlandırılır, bu gün ise baş ve başaltı güreşleri yapılırdı. Guruplarında galip gelen pehlivanlara büyük veya küçük baş hayvan, silah, demir veya bakırdan yapılan, eşya yada para ödülleri verilirdi. Günümüzde ise tozkoparan, deste, küçük orta, büyük orta, baş altı ve baş olmak üzere altı kategoride yapılan güreşlerin sonunda pehlivanlara para ödülü, onun yanında başpehlivana altın kiraz ödülü verilmektedir.

Güreş yapılırken pehlivanları coşturmak amacıyla cazgır adı verilen görevli tarafından söylenen mâniler, hem pehlivanlara hem de halka nasihat niteliği taşıyan sözlerdi. Burada söylenen mâniler Türkün Orta Asya’dan getirdiği sav ve koşuklardan alınan veya onlardan esinlenerek hazırlanan sözlerdir. Geçmiş dönemlerde Uluborlu güreşlerinde söylenen cazgır manilerine birkaç örnek olarak şunları verebiliriz:

Uluborlu Türk’ün yiğit otağı,
Geresin Kadılar Kuvvet ocağı,
Dereköy Kabaca güçlü yatağı,
Her ana doğurmaz böyle aslanı,

                                   Kırımdan gelir Tatar,
Tozu dumana katar,
Türkoğlu tutumu paça kasnaktan,
Geneli camızı olsa da atar.

Güreşin yapıldığı Cuma günleri çevreden Uluborlu’ya çok miktarda izleyici geldiği için camiler cemaati almamakta, bundan dolayı Cuma Namazları güreş meydanlarında kılınmaktaydı. Civar yörelerin en büyük güreşleri Uluborlu’da yapıldığı için çevredeki şehir, kasaba ve köylerden pek çok insan buraya toplardı. Bu toplanmanın yöre halkı için ayriyeten sosyal ve ekonomik bir özelliği de bulunmaktadır. Demircilik sanatının çok yaygın olduğu yıllarda demirciler, bakırcılar ürettikleri ürünleri, ayrıca halk el sanatlarını ve yetiştirdikleri meyveleri, güreş için gelen misafirlere pazarlama imkânı bulurlardı. Bütün bunların dışında haberleşme imkânlarının çok kısıtlı olduğu dönemlerde, değişik yerlerde yerleşik bulunan Türk Boylarının bir araya gelmelerine vesile olmuş Uluborlu güreşleri, önemli kararların alındığı ve bu kararların gidilen yerde yıl boyu uygulandığı bir Türk Kurultayı niteliği taşımıştır.

Bu gelenek insanlarımızın ruhuna öyle işlemiştir ki, güreşlerin yapılmadığı yıllarda yağmurun yeterli miktarda yağmayacağı ve verimsiz bir yıl geçip, kıtlık olacağı düşüncesi halk arasında yaygın bir inanç olarak günümüze kadar ulaşmıştır.